Meslek Hastalıklarında Hukuksal Boyut


Meslek hastalığı bir kişinin geçimini sağlamak amacı ile çalışması sırasında meydana geldiğinden ve genellikle de çalışılan iş bir başkasının işyeri olduğundan, meslek hastalığının meydana gelmesinde işyeri sahibinin de sorumluluğu vardır. Bu nedenle çalışanlar meslek hastalıklarına karşı güvence altına alınmışlardır. Meslek hastalığı, işyeri risklerinin kontrol altına alınması için yapılması gereken uygulamaların tam olarak yerine getirilmemiş olması sonucu olduğundan, hastalığın oluşundan bir ölçüde işveren de sorumlu tutulmaktadır. İşverenler bu sorumluluklarının karşılığını, işçileri meslek hastalığına karşı sigortalamak suretiyle yerine getirirler. Hastalık meydana geldiğinde, hastanın her türlü tedavisi sigorta sistemi tarafından sağlanır. Bu süre boyunca hastanın işine gidemediği günler için sigorta hastaya “geçici iş göremezlik ödeneği” adı ile ödeme yapar.

Ayrıca hastalık nedeniyle sürekli bir iş göremezlik durumu söz konusu ise, sigorta kişiye “sürekli iş göremezlik ödeneği” (tazminat) öder. İşçilerin sigortalanması, hastalık durumunda tedavi giderlerinin karşılanması ve tazminat ödenmesi konuları meslek hastalıklarının hukuksal boyutunu oluşturur.

Ödenecek sürekli iş göremezlik ödeneğinin miktarı, işçide hastalık sonucu ortaya çıkan iş göremezlik düzeyi ile ilişkilidir. iş göremezlik düzeyinin hesaplanması meslek hastalıklarının hukuksal boyutu ve sigorta açısından önemlidir. Bu hesaplamada hastalığa bağlı fonksiyonel kaybın yanı sıra kişinin yaşı ve mesleği de dikkate alınmaktadır. Ülkemizde bu konular Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde belirtilmiştir. Örneğin tekstil endüstrisinde dokuma tezgâhı işçisi olarak çalışmakta olan 48 yaşındaki bir erkek işçide “bir kulakta tam sağırlık, diğer kulakta da beş metreden yüksek sesle konuşmayı işitememe” durumu olsa, Tüzük’te öngörülen hesaplamalar sonucunda bu kişinin “meslekte kazanma gücü kaybı” %40,2 olarak bulunur. Bu değer, bu kişinin hasta olmadığı duruma göre bu hastalık yüzünden, meslekte kazanma gücünün %40,2 oranında azaldığı anlamına gelir ve sigorta işçiye bu yüzde üzerinden sürekli iş göremezlik ödeneği öder.

Meslek hastalığına yakalanan bir işçiye çalışamadığı günler için sigorta tarafından “geçici iş göremezlik ödeneği” ödenir.

Hastalık nedeniyle iş görme gücünde kalıcı bir azalma varsa bu durumda “sürekli iş göremezlik ödeneği” ödenir.

Meslek hastalığının meydana gelmesinde, işyerinde alınması gereken önlemler bakımından bir eksiklik ve uyulması gereken kurallara uyulmaması durumu söz konusudur. Bu açıdan asıl sorumluluk da yasalarla işverene yöneltilmiştir. İşyerinde yapılacak incelemeler sonucunda işverenin, önlemler konusunda belirgin ihmali olduğu saptanırsa, sigorta işçiye ödediği tazminatın bir bölümünü işverenden talep eder. Bu durumda sigorta, işçiye ödediği tazminatı işverene yöneltmekte, yani işverene “rücu” etmektedir. İş hukukunda “rücu davası” olarak adlandırılan bu durum, meslek hastalıklarının hukuksal boyutu ile ilgili olarak özel bir yer tutar. Meslek hastalıklarının hukuksal boyutu ile ilgili bir durum da “yükümlülük süresi” (liability period) kavramıdır. Yükümlülük süresi, bir meslek hastalığı durumunda işçinin daha önce çalıştığı işyerinin, dolayısı ile işverenin sorumluluğuna işaret eder. Meslek hastalıkları çoğu kez uzun zamanda meydana gelir, hatta bazı meslek hastalıkları işçi emekli olduktan sonra ortaya çıkar. Bu durumda hasta olan işçinin daha önce çalışmış olduğu işyerlerinin, bu hastalığın meydana gelmesindeki sorumluluk payları yükümlülük süresi olarak ifade edilir.

Benzeri şekilde, iş değişimi durumunda da hastalık ortaya çıktığında, önceki işverenin hastalıktaki sorumluluk payı bu kapsamda ele alınır. Her meslek hastalığı için yükümlülük süreleri Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde belirtilmiştir. Örneğin kronik kurşun zehirlenmesi için yükümlülük süresi Tüzük’te 3 yıl olarak belirtilmiştir. Bir iş değişimi durumunda 3 yıl içinde kurşun zehirlenmesi tablosu ortaya çıkarsa, önceki işyerinin de bu hastalıkta yükümlülüğü olacaktır. Eğer hastalık 3 yıldan sonra ortaya çıkmışsa bu durumda önceki işyerinin hastalıkta yükümlülüğü söz konusu değildir. Yükümlülük süresi akut tablolarda daha kısa, kronik durumlarda ise uzundur. Örneğin akut arsenik zehirlenmesi için yükümlülük süresi 1 ay, kronik zehirlenmesi durumunda ise 1 yıldır. Malign hastalıkların gelişmesi oldukça uzun bir latent dönemden sonra olduğu için bu tür hastalıklarda yükümlülük süresi daha uzun olarak belirtilmiştir.

Benzeri şekilde toza bağlı akciğer hastalıklarında da bu süre oldukça uzundur. Örneğin benzene bağlı lösemi için yükümlülük süresi 10 yıl, silikoz is için 10 yıl ve bisinozis için 3 yıldır. Mesleki bulaşıcı hastalıklarda ise yükümlülük süresi inkübasyon süresi kadardır. Kimi zaman yükümlülük süresi ile karışabilinen bir kavram da hastalığın meydana gelmesi için geçen zaman, bir anlamda latent dönemdir. Meslek hastalıklarının tanımında, bu hastalıkların genellikle kısa süreli etkilenmelerle meydana gelmediğine işaretle, meslek hastalığının “tekrarlayan” bir nedenle meydana geldiği belirtilmektedir. Bazı akut eklenmeler dışında bu tekrarlayan neden çoğunlukla yıllar düzeyinde bir süreyi kapsar. Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde yalnızca iki hastalık için süre belirtilmiştir. Gürültüye bağlı işitme kaybında hastalığın meydana gelmesi için en kısa süre 2 yıl, tozlu yerlerde çalışanlarda pnömokonyoz meydana gelmesi için de 3 yıl olarak belirtilmiştir.

Bir hastalığın meslek hastalığı sayılması için, öncelikle hastalığın meslekle olan nedensel bağının kurulması gerekir. Bazı ülkelerde meslekle nedensel bağının kurulması kaydı ile her hastalık meslek hastalığı olarak kabul edilirken, çoğu ülkede de meslek hastalıkları konusunda liste uygulaması vardır. Buna göre ancak listede yer alan hastalıklar, meslekle nedensel ilişkisi kurulması kaydı ile meslek hastalığı sayılır.

Türkiye’de kullanılan meslek hastalıkları listesi, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü içinde yer almaktadır. Bu listede meslek hastalıkları 5 grupta ele alınmaktadır. Listedeki meslek hastalığı grupları şu şekildedir:

A grubu:

Kimyasal nedenlerle olan meslek hastalıkları: Bu grupta kimyasal etkenlere bağlı olarak meydana gelen meslek hastalıkları 25 ana grup olarak yer almaktadır. Alt grupları ile birlikte elliden fazla kimyasal maddeye bağlı olarak meydana gelen hastalıklara işaret edilmektedir. Başlıca örnekleri olarak kurşun ve kurşun bileşikleri, cıva, krom, karbon monoksit, arsenik ve bileşikleri, kadmiyum, organik fosfor bileşikleri, kükürt dioksit, karbon sülfür alkoller, ketonlar gibi çeşitli maddeler nedeniyle olan meslek hastalıkları sayılabilir.

B grubu:

Mesleki deri hastalıkları: Bu grupta deri kanserleri ve prekanseröz deri hastalıkları ile kanserleşmeyen cilt hastalıkları yer almaktadır.
C grubu:

Pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları: silikoz is ve silikotüberküloz, asbestozis, silika tozlar gibi pnömokonyoz türleri, alüminyum ve bileşiklerinin neden olduğu solunum sistemi hastalıkları, sert metallerin tozları ile olan bronkopulmoner hastalıklar, Thomas cürufu ile olan bronkopulmoner hatalıklar, mesleksel bronşiyal astım ve bisinozis olmak üzere mesleksel solunum sistemi hastalıkları 6 grup halinde verilmektedir.

D grubu:

Mesleki bulaşıcı hastalıklar: Bu grupta da parazit hastalıkları, tropikal hastalıklar, hayvanlardan insana bulaşan hastalıklar (zoonozlar) ve sağlık hizmetlerinde çalışanlarda görülebilecek viral hepatit ve tüberküloz gibi hastalıklar yer almaktadır.

E grubu:

Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları: Bu grupta da 6 grup halinde iyonlayıcı ışınlarla olan hastalıklar, enfraruj ışınları ile meydana gelen katarakt olguları, gürültü sonucu işitme kaybı, hava basıncındaki ani değişmelerle olan hastalıklar, titreşim sonucu meydana gelen kemik-eklem zararları, sürekli lokal baskı sonucunda oluşan hastalıklar, tekrarlayan travmalar gibi fizik nedenli meslek hastalıkları bulunmaktadır.

Hastalığın meslek hastalığı sayılması için listede yer almış olma koşulu olduğundan, meslekle nedensel bağın kurulması durumunda listede yer almayan hastalıklar konusunda güçlük yaşanabilmektedir. Bu güçlüğü aşmak amacı ile söz konusu Tüzük, “Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu” adında bir yapı tanımlamaktadır. Bir hastalığın meslekle ilişkisi kurulabiliyorsa ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu bu yönde görüş bildirirse, listede yer almasa bile o hastalık da meslek hastalığı sayılabilmektedir.

About these ads

About aliseydi

İş Güvenliği Uzmani
Bu yazı Meslek Hastalıkları, İş Sağlığı içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s